Currently viewing the tag: "motivasyon"

Bunun eninde sonunda olacağı belliydi, boşu boşuna kimseyi suçlamayalım. İnsanların motivasyon seviyelerinin ve istekliliklerinin tamamen beyinlerindeki “haz merkezlerinin” nasıl çalıştığı ile ilgili olduğunu savunan haberler yapmak basının pek hoşuna giden bir tutum olmuştu çoktandır. Özellikle de, bu tür haberlerde haz merkezinin sadece  beyindeki “dopamin” seviyesi ile kontrol edildiğinin de şüphe duyulmaksızın kabul edildiğini işin içine kattığımız zaman, ortaya tadından yenmez bir malzeme çıkıyordu: Aslında son derece karışık olan beynin çalışma sistemini, nörokimyasalların birbirleriyle olan etkileşimlerini hiç hesaba katmadan “dopamin = haz” diye basit bir denklemle açıklayarak bu fikirle oynaşmak, doğal olarak popüler kültür araçlarının çok işine geliyordu.

Hem beyin kadar kompleks ve içinde ne olup bittiğini tam olarak bilmediğimiz bir gizemli bir organı açıklamakla kim uğraşırdı ki? Birincisi kendileri de bilmiyorlardı, ikincisi ise açıklasanız da, kim okurdu ki tüm bunları?

Oysa, sıradan insanın anlayabileceği, teselli bulabileceği, hatta bazı durumlarda sorumluluğu yükleyebileceği madde bulunmuştu işte: Dopamin!

Ve yine aynı türden bir haber bugün de karşımızda işte. Muhtemelen bir iki gün içinde bizim basının da üzerine atlayacağı bu haberi önce burada okumanız, değişik bir gözle bakmanızı sağlayabilir diye umuyorum (Şu saat itibariyle henüz Türk medyasına girmiş değil de, o bakımdan).

Haber, neden bazılarımızın iş yerinde çok çalışırken, bazılarımızın kaytardığının sebebinin artık bulunduğunu müjdeliyor bize!

Uzun zamandır sırrını koruyan bu durumun nedeni, meğerse beynin üç değişik bölümündeki dopamin düzeylerinin bizim çalışma konusundaki istekliliğimizi etkilemesinden başka bir şey değilmiş.

Dopamini doğru yerde, doğru zamanda salgılamış bir çalışan

Dopamini gayet yüksek ve bu yüzden çok çalışkan bir çalışan

Bu sonuca varılan ve daha yeni Journal of Neuroscience dergisinde yayınlanan araştırmada hem çalışkanların hem de tembellerin beyin görüntülerinin alınması ile şu kesin olarak anlaşılmış artık: Daha fazla kazanmak için işlerinde daha çok ter dökmeye yatkın olanların beyinleri daha fazla dopamin salgılıyor, özellikle de bu yüksek dopamin seviyeleri beynin ödül ve motivasyonla ilgili davranışları düzenlediği varsayılan bölgelerinde yoğunlaşıyormuş – ki, gereksiz bir bilgi olarak ekleyeyim, bu  bölgelere striatum ve ventromedial prefrontal korteks adı veriliyor (ikincisi de aslında Türkçe’de prefrontral korteksin ortasında biraz aşağıda kalan bölümü ifade ediyor ama öyle söylemek çok daha afilli).

Çalışmaya pek gönlü olmayanların ise, aslında şaşırtıcı olarak, beyinlerinin başka bölümlerinde (anterior insula denilen, duyguları ve risk alma davranışlarını kontrol eden bölgelerde) dopamin seviyelerinin yüksek olduğu görülmüş.

Dopaminin tembellik üzerindeki etkisiBöylece, bu çalışma daha önce pek de farkında olmadığımız bir bulguya rastlamış aslında. Eskiden sadece dopaminin yüksek olmasının ödüle ulaşma motivasyonun yüksekliği için yeterli olduğu düşünülürken, artık beynin farklı bölümlerinde dopaminin farklı işlevlere sahip olabileceğini de fark etmiş araştırmacılar. Ama çalışmanın bu kısmı önemli değil, önemli olan sizin çalışkan ya da tembel olmanızın zaten sizin elinizde değil, beyninizin içindeki bazı maddelerle ilgili olduğu ve bu yüzden aslında sizin tembelliğiniz yüzünden kaçırdığınız bir fırsat için hiç bir sorumluluğunuz olmadığını düşünmeniz. Yakında bizim basına yansıyacak haberlerde de işin bu yönden ele alınacağını da tahmin etmemiz bu durumda pek zor olmuyor.

Yine de, araştırmayı ilginç bir sonuçla kapatmış bu çalışmayı yapan bilim adamları. Demişler ki, eğer bir gün dopaminin hangi bölgede ne tür bir etki yaptığını tam ve derinlemesine anlayabilirsek, o zaman bu durum gelecekte dikkat eksikliği, depresyon ve şizofreni gibi bozuklukların tedavisinde çok önemli rol oynayabilirmiş.

Yapma ya! diye tepki verecekseniz, içinizden verin bari, ayıp olmasın…

Not: Bu araştırma hakkında daha detaylı bir yazı için isteyenler bir sürü sitenin haberi girdiğini görebilirler, ben naçizane şu linki önerebilirim kendilerine.

Çalışanları ellerinden gelen en iyisini yapmayan iten şey nedir? Çoğu işveren, çalışanlarını motive etmenin en iyi yolunun onları maddi kazançlarla ödüllendirmek olduğu inancıyla hareket eder, bunu kendi gündelik hayatımızdan da gayet iyi biliyoruz. Bu sebeple, ikramiye ya da güzel bir köşe odayı iyi çalışan ve hedeflerini fazlasıyla tutturan birine tahsis etmek gibi araçları kullanırlar genelde.

Oysa, Daniel H. Pink son kitabı Drive‘da bu şirketlerin yanlış yolda olduklarını oldukça ikna edici bir dille anlatıyor. Kitabının temel savı olarak da, birçok araştırma sonucu ile desteklediği şu görüşü ortaya atıyor: İnsanlar, en iyi performanslarını ancak içsel olarak değer verdikleri bir işi yaparken verebilirler.

Drive The surprising truthPink, kitabında örnek olarak, çalışanlara yeni teşvikler getirmenin üretkenliği düşürdüğünü kanıtlayan araştırmalardan örnekler sunuyor. Pink’in savunduğu bu görüş aslında o kadar da yeni değil, ilk olarak 1960′larda ortaya çıkan bir tez. Zira, o yıllarda Princeton Üniversitesi’nden Sam Glucksberg ünlü “mum deneyi“ni gerçekleştirmişti. Bu deneyde, deneklere birer mum, çok sayıda kibrit ve bir kutu da raptiye verilmiş ve onlardan ellerindekileri kullanarak mumu duvara sabitlemeleri istenmişti (Aslında problemin çözümü, kutuyu platform olarak kullanmaktan geçiyordu).

Deneyin sonuçları beklenenin tersi yönde ve araştırmacılar için oldukça şaşırtıcı çıkmış. Problemi  hızlı çözmeleri için para ödülü konulan gönüllülerin, deneyi diğerlerine göre daha geç tamamladıkları görülmüş. Glucksberg de, deneklerin çözmeleri gereken soruna konsantre olmak yerine, dikkatlerini konulan ödüle verdiklerini gözlemlemiş ve dolayısıyla geç sonuca ulaşmalarının sebebini  de bu faktörle açıklamıştı.

Continue reading »

Stop Copying Plugin made by VLC Media Player