Daha üstünden iki gün geçti geçmedi; her zamanki ilginç yazılarımdan birinde aşağıdaki şu cümleyi yazmıştım:

“Önümüzdeki günlerde, son zamanlarda oldukça ilgimi çeken mutluluk ile insanların mutluluk seviyelerine etki eden faktörler hakkında yeni ve değişik yazılar yazmaya devam edeceğim.”

Devam etmeyi ciddi ciddi kafaya koymuştum koymasına da, gerçekten bu kadar da önümüzdeki (!) bir günde yazacağımı tahmin etmezdim doğrusu.

İşte yine, son bilimsel araştırmalar içinden özenle seçtiğim, kısa kısa özetlediğim ve elbette ki dikkatle linklerini vermeyi ihmal etmediğim mutluluk üzerine yapılan en son çalışmalardan bazıları:

  • Önce işe neredeyse genel kabul görmüş bir efsaneyi yıkarak başlayalım: Şunu kafanızdan çıkarmanın vakti geldi artık, daha fazla para, sizi daha mutlu bir insan yapmayacak! Nobel ödüllü bilim adamı Daniel Kahneman‘ın yaptığı bir araştırmada, insanın belirli bir gelir düzeyi eşiğine ulaştığı zaman, bu eşikten sonra daha fazla para kazanmasının o insanın mutluluğunu arttırmadığı görülmüş. Araştırma şöyle diyor: “Duyguskarşı cinsle beraberliğin mutluluğa etkisi büyük...al olarak kendini iyi hissetme ve huzurlu olma halinin (yani murtluluğun) düzenli gelir ile arttığı gözlenmiş, ancak yıllık 75.000 Dolar (evet, ne yazık ki Amerika için konuşmak durumunda kalıyoruz yine) tutarındaki gelir seviyesinin geçilmesiyle, bu ilişkinin daha fazla sürmediği, bu rakamın üzerinde artmaya devam eden yıllık kazancın mutluluğu arttırmadığı tespit edilmiştir. …Araştırmamız, yüksek bir gelir seviyesinin kişide “tatmin” duygusunu sağlayabildiği (yani bir bakıma satın alabildiği), fakat mutluluğu satın alamadığı sonucuna varmıştır.” Araştırmanın genişçe bir özetine şu linkten ulaşabilirsiniz – (1).
  • Peki o zaman bizi mutlu edecek olan ne (ya da neler)? Bu noktada The Journal of Economic Psychology dergisi imdadımıza yetişiyor. Bu dergide yayınlanan bir meta-araştırma (o da nedir derseniz, bir sürü aynı konudaki araştırmanın sonuçlarını bir araya toplayıp ana bir sonuca ulaşmaya çalışan araştırma işte) sonucunda; eğitim, egzersiz, aile ve yakın arkadaşlarla birlikte geçirilen zaman, seks yapmak, evlilik ve güven unsurlarının bir insanın subjektif mutluluğu ile en ilintili faktörler olduğunu gözler önüne serilmiş. İnanmayan kendisi şu süper pdf linkten bakıp biraz olsun ders alabilir – (2)
  • Şimdi anlatacağım bulgulardan eşinizi ya da sevgilinizi haberdar edip etmemek size kalmış, ben karışmam. Erkekler ve kadınlar için, mutluluğun ne aynı anlama geldiği, ne de eşit olarak dağıtıldığı son yapılan bir araştırma ile artık kesin olarak belirlenmiş! Bu pratikte şu anlama geliyor: Beyler, eğer evliliğinizin ya da ilişkinizin sorunsuz devam etmesini istiyorsanız, eşinizin sizden daha mutlu olması gerekiyor!!! Avusturalya’da yapılan bir ankette ortaya çıkan sonuçlara göre, kadının kendi hayatından tatmin olma seviyesi erkeğinkine göre ne kadar düşükse, o çiftin boşanma ihtimali o denli yükseliyormuş. Aynı çalışma, boşanma sürecinin genelde kadınlar tarafından başlatıldığını ve daha da önemlisi, bu süreci başlatan kadınların eşlerinden “daha mutsuz” olan kadınlar olduğunu açığa vurmuş. Ciddi bir çalışma, lütfen es geçmeyelim – (3)

Devamı için…

  • Son araştırma ise moralinizin bozuk olduğu durumlarda, kendinizi bir kaç dakikada nasıl mutlu edebileceğiniz hakkında. Bir çalışmayı yürüten bilim adamları, insanların kendi hayatlarındaki olumlu bir öğenin yokluğu üzerine düşünmelerinin, sevindirici bir öğenin olacağını beklemeksizin (yani ummaksızın) düşünmelerine göre duygu durumlarında çok daha iyi etki ettiğini görmüşler. İlk okuduğumda “Nasıl oluyor?” diye ben de kendi kendime sordum, ama bakın işin aslı şöyleymiş meğer: Bu konuda yapılan çalışma için düzenlenen iki ayrı seansın birincisinde, üniversite öğrencileri hayatlarında önem verdikleri olumlu bir şeyin hiç olmayacağını bekledikleri halde sürpriz bir şekilde hayatlarında bu şeyin gerçekleştiği durumları düşünmüş ve bunları kaleme almışlar. İkinci seansa katılan öğrenciler ise, bu olumlu şeyin hayatlarında yine gerçekleştiği, fakat bunun onlar için pek de beklenmedik bir durum olmadığı durumları anlatmışlar. Beklendiği gibi, ilk grubun üyelerinin ikinci gruba göre daha olumlu bir ruh hali sergilediği gözlenmiş. Linki de burada, üstelik gerçekten okumaya değer bir makale ve pdf formatı halinde – (4)

 

  • Ve son olarak, yüzünüzde hafif bir gülümse yaratabilecek küçük bir sürpriz de benden, elbette sadece lütfedip yazıyı buraya kadar okuyanlara. Son yılların en dikkat çekici yazarlarından biri kabul edilen Malcolm Gladwell‘in mutluluk üzerine -kendisinden bekleneceği üzere- şaşırtıcı bilgilerle dolu bir videosunu paylaşıyorum aşağıda sizlerle. Türkçe altyazısı da olan bu videoda Gladwell, makarnaya koyduğumuz sosun türü gibi günlük hayatta üzerinde pek durmadığımız detayların dahi genel mutluluk düzeyimiz üzerinde ne derece etkili olabileceğini çok akıcı bir dille ve son derece inandırıcı bir şekilde anlatıyor.

 

Bu konuyla ilgili sitede başka yazılar da olabilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Stop Copying Plugin made by VLC Media Player