Öğleden sonra kestirmek olumsuz duyguları silip atıyormuş.
Artık çok uyuduğunuzu, günün ortasında bile uyukladığınızı söyleyip size kızanlara karşı kendinizi savunmanızı sağlayabilecek yeni bir teziniz daha var. Giderek güçleniyoruz merak etmeyin, yakında onları tamamen susturmuş olacağız :)
Öğle uykusunun saymakla tükenmeyen ve her gün artan yararları karşısında onlara söyleyecek söz bırakmayacağız!
İşte bunu ispatlayan en güncel ve kapı gibi bilimsel araştırma burada… Bu araştırmaya göre, tüm gün boyunca uyanık kalmak insanı daha hassas, daha kolay irrite olabilen ve negatif duygulara daha açık bir hale getiriyormuş. Buna karşın, öğleden sonra kısa bir süre uyuyan kişilerin olumsuz duygulara daha kapalı, olumlu duygulara ise daha açık ve daha hızlı tepki verebilen bir duruma geldikleri görülmüş.
Berkeley Üniversitesi bünyesindeki Uyku ve Nörogörüntüleme Laboratuvarı‘nda Ninad Gujar başkanlığındaki bir araştırma ekibi 36 katılımcı ile yaptığı bir çalışmada, deneye katılan kişilerden gün içerisinde biri öğleyin saat 12′de, diğeri de akşamüstü 5′te olmak üzere insan yüzlerini inceleme konusunda bir görev yerine getirmelerini istemiş.
Katılımcılardan yarısına görevi saat 12′de birinci kez gerçekleştirmelerinin ardından 90 dakikalık bir uyku çekme fırsatı tanınmış. Diğer yarısı ise, günlük aktivitelerine rutin olarak devam etmiş.
Çalışma sonucunda, tüm öğleden sonra boyunca uyanık kalan katılımcıların saat 5′teki değerlendirmelerinde saat 12′deki değerlendirmelerine göre, korkmuş ve kızgın yüz ifadelerine karşı daha yüksek bir hassasiyet sergiledikleri gözlenmiş. Buna tam karşıt bir sonuç olarak ise, iki sefer arasında uyuma fırsatı tanınan deneklerin saat 5′te gerçekleştirilen denemelerde korkmuş yüz ifadelerine karşı daha az hassas oldukları, bunun yanısıra ayrıca mutlu yüz ifadelerine de daha çok ilgi ve dikkat gösterdikleri ölçülmüş.
Üstelik araştırmanın bulgularına göre, öğle uykusu denek gruplarının duygulanım süreçlerinde bu değişikliklere neden olmakla kalmıyor, kişilerin genel halet-i ruhiyelerini (modern dilde “modlarını”) de etkiliyormuş. Öğleden sonra uyumayan grubun, genel olarak saat 5′te saat 12′deki durumlarına göre daha düşük bir moral seviyesinde olduğu görülmüş. Uyuyanların ise olumsuz ruh hallerinin daha azalmış olduğu tespit edilmiş.
Araştırmanın vardığı sonuçlar bunlarla kalmıyor, çünkü öğle uykusunun sebep olduğu durumların değişik yönlerini oldukça kapsamlı olarak ele alan bir çalışma bu. Konu hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler, çalışmanın özetinin bulunduğu bu linke tıklayabilirler, ama ne yazık ki ilgili makalenin tümüne ulaşmak (en azından şu an için) paralı üyelik gerektiriyor.
Ek not: Aynı ekibin yaptığı ve öğle uykusunun öğrenmeyi de olumlu etkilediği sonucuna varan başka bir araştırmanın linkine ise bonus olarak buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yazıya benzeyen diğer bazı yazılar:
- Bir TV reklamı ne kadar az ilgi çekiciyse, o kadar çok mu etkili?
- Beynin çözülemeyen gerçek gizemleri – 4. Bölüm
- Domuzlar ayna yardımıyla gizlenmiş yiyecekleri bulabiliyorlarmış!
- Zeki insanlar seçimlerini nasıl yaparlar?
- Rahatlatıcı müzikler beyinde dopamin artışına neden oluyormuş.
- Jimi Hendrix’in gitar virtüözü olması solak olmasından mı kaynaklanıyordu?
- Dini inanç eğilimleri ve deneyimler, beynin sosyal bölgeleri ile bağlantılı
- İneğin adı yok! (Olsa daha çok süt verecek…)
- Bu resim aslında hareket etmiyor.
- Bitkiler neler düşünür?
- Mutsuz ol, başarıyı yakala!
- Albert Einstein’in beyni 2009 yılında yeniden incelendi ve…
2 Responses to Öğleden sonra kestirmek olumsuz duyguları silip atıyormuş.
Leave a Reply Cancel reply
Arşiv
- <
Yazı kategorileri
Rastgele yazılar
- Zihin okuma gerçek mi oluyor?
- İnsanın evrimi ile fillerin ne ilgisi olabilir?
- Bazılarımız için zorunlu açıklama
- Steve Jobs'un anısına bir hatırlama yazısı
- Hafıza hakkındaki tüm bildiklerimizi işte bu beyinden öğrendik!
- Hawking sonunda sessizliğini bozdu: Uzaylılara taş atan doğrusunu yapıyor.
- PCnet yılın en iyilerini seçmiş... Ama küçük bir farkla.
- Bu, şefkat mi yoksa sadece merak duygusu mu? [Video]
- Otizm bazı işler için bir engel değil, aranılan bir özellik olmaya başlıyor.
- Küçük bir hediye
Dikkat! Önemli anket
Loading ...Son Günlerde Çok Okunanlar
- Üç dakikada 1000 yıllık Avrupa tarihi [Video] (246)
- Albert Einstein’in beyni 2009 yılında yeniden incelendi ve… (207)
- Düşündüren cümleler – XII (97)
- Zeki insanlar seçimlerini nasıl yaparlar? (92)
- Akıllı ve yetenekli insanlar neden başarısız olurlar? (83)
- Mutluluk aslında neden bir ruhsal bozukluk sayılmalı? (81)
- Bir zaman makinesi nasıl yapılır? (77)
- Yaratıcılığın 33 yolu (76)
- Kırmızı başlıklı kızın “gerçek” hikayesi (59)
- Hepimizin dünyası, içinde yaşadığımız yer [Video] (55)






Konuyla ilgilenenler National Geographic Türkiye’nin Mayıs 2010 sayısında da bir yazı bulabilirler. Pek kapsamlı bir yazı değil, yalnızca uyku sorunlarına ve uyku araştırmalarına ilişkin genel bir çerçeve çiziyor.
Asıl yazı deği lde, yazarın çok ilginç olabileceğini düşündüğüm bir kitabı var: “The Family That Couldn’t Sleep”. (Buradan sonra National Geographic’te anlatılanların bir kısmını aktaracağımı bilerek okuyun lütfen.) Ölümcül bir uykusuzluk hastalığını ve konu hakkındaki araştırmaları anlatıyormuş. Hastalık 50 yaşından sonra kendini düşen uyku kalitesiyle göstermeye başlayıp sonuçta bireyin uyumasını tamamen engelleyebiliyormuş, o noktaya gelen hastalar için ölüm kaçınılmazmış. Dünyada 40 kadar ailede tespit edilmiş ve genetik bir hastalıkmış. Gerekli genetik testlerle hastalık teşhisi konulabiliyormuş.
Olası bir neden olarak yanlış sentezlenen bir proteinin, beyindeki önemli nörotransmitterlardan biri olan GABA’nın işlevinde bir bozukluk yaratmasından kaynaklanıyor olabileceği düşünülüyormuş.
Yazarın daha ilginç olduğunu söylediği bir soru var: Uykusuzluk neden öldürüyor? Tabii bu soruyu sorunca “Neden uyuyoruz?”u da sormak gerekiyor. Çok farklı görüşler var bu konuda, hepsine değinemeyeceğim. Yalnızca şunu aktarmak istiyorum, farelerde yapılan deneylerde otopsi sonuçları organlarda bir bozukluk olmadığını gösteriyormuş.
Konunun evrimsel bir boyutu, nörobilimsel bir boyutu, psikolojik bir boyutu gibi sürüp giden çok çeşitli boyutları var, çünkü beyinden söz ediyoruz. Kitapta yazarın bunların çoğuna değindiğini düşünüyorum. Ne yazık ki, Türkçesi yok sanırım.
http://www.amazon.com/Family-That-Couldnt-Sleep-Medical/dp/1400062454
Oğuzhan, çok doğru açılardan yaklaşmışsın uyku olgusuna. İfadelerinin hepsine katılmamak mümkün değil.
Gerçekten de deriz ya, insan kırk gün yemek yemeden yaşayabilir ama su içmeden ancak dört beş gün yaşar diye. Böylece suyu insanın temel gereksinimi yerine koyarız hayatta kalmak için. Oysa ki uykusuz kalmaya bir insan ne kadar dayanabiliyor ki acaba? Sonunun ölüm olduğu kesin ve şurası da bir gerçek ki dört beş günden çok daha çabuk etki eder uykusuzluk bir kişiye.
Dediğin gibi resmen beyin vazgeçilmez bir ihtiyaç duyuyor uyumaya işlevini sürdürebilmek için. O kadar ihtiyaç duyuyor ki insan dahil pek çok memeli buna, günün önemli bir kısmını sırf bu ihtiyacı gidermek için bilinçsizce korumasız kalmayı göze alıyorlar. Gerçekten çok çok ilginç bir olgu ve evrimsel sebepleri hakkında daha çok okumayı hak ediyor kesinlikle.