Siz de benim gibi bütün yüksek irtifa ekspedisyonlarında, yani örneğin altı bin metrenin üzerindeki dağlara birileri tırmanmaya çalıştığı zaman çekilen fotoğraflarda esas dağcıya değil, yanındaki yerel kıyafetler içinde yüzü gözü görünmeyen “şerpa”ya odaklananlardansanız, yukarıdaki serzenişi en az bir kez içinizden geçirmemiş olmanız mümkün değildir!

Genel olarak bilindiği anlamıyla şerpa, özellikle Himalayalar’daki zirvelere çıkarken dağcılara rehberlik eden, onların yükünün çoğunu sırtlanan ve bu işi artık meslek haline getirmiş olanlara verilen isim.

Edmund Hillary ve Tenzing Norgay

Everest'e ilk tırmanan kişi mi? Bir değil, aslında iki kişi: Sir (!) Edmund Hillary ve Tenzing Noray

Genel olarak bilinmeyen anlamında ise Şerpalar, eski zamanlarda Kuzey Tibet’in Kham bölgesinden göçen ve Nepal’ın en dağlık bölgesini, yani Himalayalar’ın yüksek düzlüklerini kendilerine yurt edinen bir etnik topluluğa verilen isim. Hemen hemen tamamı Budist olan ve kendilerine ait özel bir ana dili konuşan bu  bu etnik topluluğun nüfusunun bugünlerde 150,000 kişi civarında olduğu tahmin ediliyor.

Elbette, sonuç olarak “genel” anlam ile bu az bilinen anlam zamanla içiçe geçmiş durumda… Çünkü yaşadıkları coğrafyaya iyice uyum sağlamış ve gerçek birer doğal dağcı olan erkek Şerpaların çoğu, özellikle Everest’e gerçekleştirilen tırmanışlarda esas olarak rehber görevini edinmişler. Birçok insan onların sadece birer yük taşıyıcısı olduğunu zannetse de, bu dağların zirvelerine ilk kez çıkılmasında şerpaların rolü aslında hep azımsanmayacak derecede önemli olmuş. Zira, dayanıklılıkları, hayat tecrübelerinden gelen uzmanlıkları ve yüksek irtifaya alışmış ve deneyim kazanmış olmaları ile şerpalar, aslında her zaman dağlara tırmanan ekiplerin saygı duyulan ve önem verilen üyeleri arasında kabul edilmişler. Yüksek tırmanış denemelerinde bu durumun bugün de pek farklı olduğunu sanmıyorum.

Her neyse, ne anlatacaktım nereye geldik… Ben, dağcılık hikayelerine meraklı bir adam olarak bugüne kadar ne kadar bu tür hikaye okuduysam, iyice kahramanlaştırılan Batılı dağcının üstesinden geldiği inanılmaz zorlukları değil, fotoğraflarda genelde esas dağcının bir adım gerisinde duran çelimsiz adamın neler yaşadığını, düşündüğünü ve hissettiğini merak eder dururdum.

Geçtiğimiz günlerde bir de ne göreyim, bu konuda yapılmış son derece güzel ve etkileyici bir çalışma bir internet sayfasında karşımda duruyor, başlığı da “Himalayalı Şerpalar yüksek irtifa tırmanışlarına bağlı beyin hasarlarına karşı daha mı dayanıklı?”

Elbette bir nefeste okuyup bitirdiğim bu çalışmanın bir özetini ve linkini size vereceğim, ama önce konu hakkında biraz ön bilgilendirme yapıp, hikayeyi tatlandırayım…

İmdi, şurası iyi bilinen bir gerçek ki bu kadar yüksek dağlara yapılan tırmanışlar, “normal” insanlarda beyinde çeşitli hasarlara yol açmakla kalmıyor, bu insanların daha sonraki hayatları için zihin fonksiyonlarında kalıcı gerilemelere de neden olabiliyor.

Tahmin edersiniz ki, ben de konu hakkında az bilgi sahibi bir kişi olarak, bu durumun tüm insanlar için geçerli olduğunu sanırdım ya da bunun şerpalarda farklı olabileceğini tahmin etmemiştim hiç. İşte sözünü ettiğim çalışma işlerin pek de benim düşündüğüm gibi olmadığını pek güzel ortaya koymuş.

Aşağıda çalışmanın kısa bir özeti sizi bekliyor.

Himalayalı Şerpalar yüksek irtifa tırmanışlarına bağlı beyin hasarlarına karşı daha mı dayanıklı?

Garrido E, Segura R, Capdevila A, Pujol J, Javierre C, Ventura JL., Clin Sci (Lond). 1996 Jan;90(1):81-5.

  1. Genelde düşük irtifada yaşamaya alışkın bireylerin yüksek zirvelere tırmanma aktivitelerinin beyinde çeşitli hasarlara neden olabildiği iyi bilinen bir gerçektir. Ancak, bu kadar araştırılmamış olan bir konu aynı şartlara maruz kalan Himalayalı yerli halkın aynı tür faaliyetlerde ne gibi risklere maruz kaldıklarıdır.
  2. Şerpalar’ın çok yüksek yerleşim alanlarında yaşamlarını sürdürmek için hayat boyu uyum sağlamış olmaları dikkate alınarak, en çok tanınanlarından yedi Şerpa seçilmiş ve bu Şerpaların tıbbi geçmişlerine, fiziksel kontrollere ve beyinlerinin MR görüntülemelerine dayanılarak, üzerlerinde geniş kapsamlı bir nörolojik değerlendirme gerçekleştirilmiştir.
  3. Düşük irtifaya alışkın kişilerin bir çoğunda tırmanışlar sırasında ya da sonrasında psikonörolojik semptomlar gözlenmiş ve 13 tanesinin (yani % 61′inin) beyin MR görüntülemeleri sonucunda anomalilere rastlanmıştır (beyin zarında kortikal incelme, zedelenme ya da beynin beyaz madde bölgelerinde normal olmayan sinyal akışı gibi). Şerpaların ise yalnızca bir tanesinde (% 14′ünde) görüntülemeler sonucunda benzer bulgular görülmüş ve yüksek irtifaya bağlı semptomlar tespit edilmiştir. Kontrol grubunda herhangi bir nörolojik anomaliye rastlanılmamış, her üç grubun da nörolojik kontrol sonuçları normal olarak belirlenmiştir.
  4. Çalışma sonucunda, hem klinik hem de nörolojik görüntüleme açısından ortaya konulan en açık ve belirgin farklılıklar, Şerpaların yüksek irtifa şartlarına maruz kaldıklarında fiziksel ve nörolojik olarak daha gelişmiş beyin korumasına sahip olduklarını göstermektedir. Her ne kadar serebral hipoksiye (beyne az oksijen gitmesinden kaynaklanan hasarlar) karşı Şerpaların sahip oldukları korumanın anahtar faktörü tam olarak belirlenememiş olsa da, düşük irtifaya alışkın bireylerin nispeten kısa süreli olarak gerçekleştirdikleri aklimatizasyon (yüksek irtifa şartlarına uyum sağlama) süreçlerini daha uzun tutmalarının, oksijen takviyesi olmadan yapacakları yüksek irtifa zirve denemelerinde uğrayacakları beyin hasarlarını minimize edebileceği sonucuna varılmıştır.

Şerpalar ve “normal” insanlar hakkındaki bu çalışmanın linki ise işte burada.

Bu konuyla ilgili sitede başka yazılar da olabilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Stop Copying Plugin made by VLC Media Player