100 kişiye sorduk…
Bu asırlar öncesinde kalan ve Erol Evgin‘in (ve sonra belki de Beyaz‘ın) sunduğu sersemletici yarışma programının ana cümlesi ile bu yazıya neden başladığımı sorarsanız, aslında benim de pek bir fikrim olduğunu söyleyemem. Belki, az sonra okuyacağınız yazının yüz kişiyi örneklem alması ve onların bazı özelliklerini anlatmasındandır.
Elbette ki biz kimseye birşey sormadık, çünkü birincisi bu sitede biz diye birşey yok, ben tekim, ikincisi de başkaları yeterince sormuştur (temel felsefe bu).
Bir sürü ünlü akademik kurumda yapılan sürülerce araştırmanın sonuçlarının toplanarak gizlice derlendiği bir meta-çalışma sonucunda, aranızda en benim diyeni bile şaşırtacak şu gizemli sonuçlar çıkmış da, onu haber vereyim dedim.
Şöyle ki:
Biz ayakta uyurken, meğerse her yüz kişiden;
Elli iki tanesi her zaman daha iyisini bilir,
Kalanların hemen hepsi her adımında kendilerini güvensiz hisseder,
Kırk dokuzu çok vakitlerini almadığı sürece yardım etmeye hazırken
Dört, bilemediniz beşi sırf başka türlü olamadıkları için her zaman iyi,
On sekiz tanesi kıskançlık duymadan başkasına hayranlık duyar,
Ortalama altmış tanesi gençlik hatalarından çok çekmişken (ve de Allah’tan gençlik hemencecik geçerken)
Tam kırk dördüne hiç bulaşmamak gerekir,
Yetmiş yedi tanesi sürekli bir kimseden ya da bir şeyden korkarak yaşar,
Olsa olsa, yani en fazla yirmi bir tanesi mutlu olma yeteneğine sahipken
Hiç şüphesiz ki yarısından fazlası tek başınayken zararsız, ama kalabalık içinde bir vahşi olur,
Kaçının gerekli şartlar oluştuğunda tam bir zalim olabildiğini bilmek bile insanı korkutur,
Jetonu sonradan ama tam düşenler, ileri görüşlülerden sayıca o kadar da fazla değilken
Otuz tanesinin hayattan tek alabildiği şey “eşyadan” ibaret (ki bunda yanılmayı ne çok dilerdim),
Yaklaşık otuz sekizinin acıyla yoğrulan hayatında küçücük bir ışık bile yok ve,
Düşündüğünüzden çok daha azı tam olarak otuz beşindeyken
Sadece üçünü anlaması için gayret sarfetmek gerekir,
Tam doksan dokuz tanesi biraz olsun anlayış ve empatiyi hakeder,
Son olarak bu yüz kişiden,
hiç değişmeyen tek istatistik olarak
Yüzü de gün gelir ölür.
(Polonyalıların konuştuğu) Lehçe’den İngilizce’ye çeviren Joanna Trzeciak
İngilizce çevirisinden artık ne anladıysa onu yeni bir şiirimsiye çevirene bak:
Ben
Bu konuyla ilgili sitede başka yazılar da olabilir.
Arşiv
- <
Yazı kategorileri
Rastgele yazılar
- Dikotomi: Capcanlı hala!
- Eleştirel düşünce hakkında
- Bir adam tek başına bütün New York'u çizebilir mi?
- Gelecekte herkes (ve herşey) birer ajan mı olacak gerçekten?
- Mars'ta cinsel ilişkiye girmek başınıza büyük dertler açabilir!
- Hepimizin dünyası, içinde yaşadığımız yer [Video]
- Son yaratıcılık araştırmaları, çok uzatmadan ama...
- Okulda yaratıcılığa yer var mı?
- ADHD (dikkat eksikliği bozukluğu), yaratıcı deha ile ilişkili olabilir mi?
- Dünya hala şaşırtıcı bir yer mi?
Dikkat! Önemli anket
Loading ...Son Günlerde Çok Okunanlar
- Üç dakikada 1000 yıllık Avrupa tarihi [Video] (248)
- Albert Einstein’in beyni 2009 yılında yeniden incelendi ve… (207)
- Düşündüren cümleler – XII (97)
- Zeki insanlar seçimlerini nasıl yaparlar? (92)
- Akıllı ve yetenekli insanlar neden başarısız olurlar? (83)
- Mutluluk aslında neden bir ruhsal bozukluk sayılmalı? (81)
- Bir zaman makinesi nasıl yapılır? (79)
- Yaratıcılığın 33 yolu (77)
- Kırmızı başlıklı kızın “gerçek” hikayesi (60)
- Hepimizin dünyası, içinde yaşadığımız yer [Video] (55)




