Mutluluk aslında neden bir ruhsal bozukluk sayılmalı?

Kızların etekleri de kısaymış biraz, sansüre gider bu iş valla... Photoshop mu yapsaydım biraz acaba?
Mutluluğu, yani en basit tarifiyle mutlu olma halini, iyi birşey olarak kabul ederiz. Özellikle de psikoloji veya psikiyatri alanında bir başlık altında kullanıldığında, bir insanın mutlu olması genelde son derece pozitif bir durum olarak algılanır. Daha doğrusu öyle algılanmalıdır, değil mi? Değilmiş işte.
Neden değilmiş? Çünkü en azından bir tane cesur psikolog çıkmış (ki kendisini buradan çok çok tebrik ediyorum) ve mutluluk üzerinde uzun, yorucu ve zor çalışmalar yaparak en sonunda bilimsel bir sonuca ulaşmış. Eğer bu acımasız, bu vahşi, bu korkutucu ama bütün bu sıfatları hakettiği kadar gerçek ve elle tutulur sonucu öğrenmeye hazırsanız, söylüyorum: Mutluluk, psikiyatrik bir bozuklukmuş!
Tamam, siz ciddiye almayın, sizden birşey bekleyen yok zaten. Sizi bıraktım, bilim dünyası bile daha bir süre bu gerçeği kabullenmekte güçlük çekeceğe benzer. Psikolojinin bir alt dalının kendini tamamen insanların mutluluğunu arttırmaya adadığı bu zamanlarda, insanların hemen bu sonuca alışmalarının gerçekçi olmadığını ben de biliyorum, henüz o kadar uçmadım.
Ama olur ya, en azından bu argümanın kendi içinde bir mantığı olduğunu kabul eden birkaç kişi çıkabilir diye umut ediyorum. Aşağıdaki açıklama metnini de, gerçeğin peşinden yorulmaksızın koşan bu bir avuç insana ithaf ediyorum. Ey o güzel insanlar, sizin için geliyor: İşte “Hoşnutluk verici baskın duygulanım bozukluğu“nın nedenleri ve bilumum özellikleri, hepsi bir arada (elimizde bu kadarı var daha):
Mutluluk istatistiksel olarak anormal, birbirinden ayrı kümeler halinde ayrılabilen semptomlara sahip, geniş aralıklarda bilişsel abnormalite çeşitleriyle ilişkilendirilen ve büyük olasılıkla merkezi sinir sisteminin olağandışı çalışması sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olarak tanımlanabilir. Bu öneriye getirilebilecek tek itiraz, ancak mutlu olma halinin toplumda olumsuz bir tutum olarak algılanmaması olabilir. Ancak, bu itiraz da bilimsel olarak geçersiz olduğundan kolayca reddedilecektir.
Bütün bunları uydurduğumu düşünüyorsunuz, öyle değil mi?
Ne de olsa kontrol eden yok, istediğim gibi saçmalıyor, aklıma eseni buraya yazıyorum, öyle değil mi?
Eğer cidden öyle düşünüyorsanız, onu bana değil, bu linkteki “A proposal to classify happiness as a psychiatric disorder” makaleyi ciddi ciddi yazıp sonra da yayınlayan Liverpool Üniversitesi’nin güzide klinik psikoloji uzmanlarına söyleyeceksiniz. Ben arada elçiyim, oradan email adreslerini bulun, istediğinizi yazın, beni hiç alakadar etmez, üstelik sorumluluk da kabul etmem.
Ama arkadaşlar, bir dakika. Öyle böyle diyoruz da, olaya bir de onların gözünden bakmayı denesek nasıl olur? Biraz empati kurmaya gayret etsek (bilirsiniz ya)?
Bakın adamlar sadece bir “öneri” olarak yazmışlar, sene taaa 1992, nereden baksan yirmi yılı devirmiş, bir tane bile yüzüne bakan olmamış yazının. İnsan bari öneri olarak yayınlanmasına verip, kısa bir cevap yazar da olmamış der, değil mi? O bile yok.
O kadar emek, harcanan saatler, geceler boyu yapılan araştırmaların sonucu bu mudur yani? Liverpool’un puslu, yağmurlu, soğuk gecelerinde, eski ve köhne İngiliz orta sınıf evlerinde tüketilen yüzlerce kahvenin sonucu olarak bunu mu layık görüyor bilim toplumu bu arkadaşlarımıza?
Demek ki, bize de kendi adımıza buradan hayli önemli bir kıssadan hisse çıkarmak düşer:
Evet kabul edelim, bilim dünyası bazen çok ama çok nankör olabiliyor. Dikkatli olmak lazım! Birşey yayınlamadan önce iyice kafa patlatmak, eğri oturup doğru konuşmak lazım (arkadaşlarla yani).
Kıskançlık, çekememezlik dizboyu olmuş kardeşim! Evrenin sırrını bulsan göz ardı edecekler ya!!!
Bu yazıya benzeyen diğer bazı yazılar:
- Akıllı ve yetenekli insanlar neden başarısız olurlar?
- Bu resim aslında hareket etmiyor.
- Rahatlatıcı müzikler beyinde dopamin artışına neden oluyormuş.
- Bazı sosyal yetenekler genetik kökenli olabilir(miş).
- Antidepresan ilaçlar, önemli kişilik değişiklikleri ile bağlantılı olabilir.
- Beynin çözülemeyen gerçek gizemleri – 3. Bölüm
- Domuzlar ayna yardımıyla gizlenmiş yiyecekleri bulabiliyorlarmış!
- Hafıza eğitimleri, zeka seviyesini geliştirebiliyor!
- ADHD (dikkat eksikliği bozukluğu), yaratıcı deha ile ilişkili olabilir mi?
- Okulda yaratıcılığa yer var mı?
- Kim Peek öldü… Yağmur Adam artık yok.
- Kurtlar nasıl köpeğe dönüştü?
3 Responses to Mutluluk aslında neden bir ruhsal bozukluk sayılmalı?
Leave a Reply Cancel reply
Arşiv
- <
Yazı kategorileri
Rastgele yazılar
- Tetris oynayanların beyinleri daha iyi çalışıyor, korteks dokuları daha da güçleniyor ve saçları daha gür çıkıyor!
- Konumumuz budur.
- Aspirin'in bilinmeyen tarihi
- Bayım, siz 33'üncü dereceden bir geri zekalısınız!
- Şerpaların hali nicedir? Soran yok!
- Siteden yeni ve önemli (!) haberler..
- Beynin çözülemeyen gerçek gizemleri - 1. Bölüm
- Nobel ekonomi ödülünü, doktorasının henüz ilk senesindeki bir öğrenci kazandı!
- Ne oldum değil, nereye gidiyorum ya da Marc Hauser olayı ne anlama gelebilir?
- Nasıl iyi bir yalancı olunur?
Dikkat! Önemli anket
Loading ...Son Günlerde Çok Okunanlar
- Üç dakikada 1000 yıllık Avrupa tarihi [Video] (246)
- Albert Einstein’in beyni 2009 yılında yeniden incelendi ve… (207)
- Düşündüren cümleler – XII (97)
- Zeki insanlar seçimlerini nasıl yaparlar? (92)
- Akıllı ve yetenekli insanlar neden başarısız olurlar? (83)
- Mutluluk aslında neden bir ruhsal bozukluk sayılmalı? (81)
- Bir zaman makinesi nasıl yapılır? (78)
- Yaratıcılığın 33 yolu (77)
- Kırmızı başlıklı kızın “gerçek” hikayesi (60)
- Hepimizin dünyası, içinde yaşadığımız yer [Video] (55)





Merak edenler, inanmayanlar ve sözü edilen makalenin aslında ne kadar ciddi bir makale olduğunu kendi gözleriyle görmek isteyenler için makalenin tümünün linkini vermek farz oldu artık:
https://docs.google.com/viewer?url=http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1376114/pdf/jmedeth00282-0040.pdf
çok ilginç bir yaklaşım benimde hep aklımda olan bir sorudur. acaba önemli olan gerçeklere gözlerini kapatıp kendini kandırarak mutlu olmak mı? yoksa açıda olsa hakikati arayıp onu göğüslemek mi?
ben hakikati arama yolunu seçtim.amacım mutlu olmak olsa öyle hiç uğraşmadan jameikalı dostlar gibi akşama kadar maruvana çekip şarkı söyleyerek mutlu olabilirim.
Bunda yadirganacak bir durum yok .Tabiki insan neyaparsa yapsin bosuna yani yok olup gidecek yani öleck.Herkisi bunu bilir ve yasamak icin ugrasmaya devam eder.MUTLUDA oldugunu sani asil hastalik bu sani olsa gerek.Insanoglu doyumsuzlugunu mutluluk saniyor.OKADAR