Bugünkü köşe yazısında Ahmet Hakan, Türkiye’de son günlerde yaşananların çirkinliğinden, kurulan pusulardan ve bunun gibi “midesini bulandıran” şeylerden bahsederek, bunlardan uzaklaşmak için altı yol önermiş.

Kuzey Ege yolculuğu, İtalyan mutfağı gibi klasik önerilerin arasında “Masal… (Kırmızı Başlıklı Kız hariç)” yazdığını görünce şaşırdım. Ahmet Hakan’ın tam olarak neyi düşünerek Kırmızı Başlıklı Kız’a karşı okurlarını uyardığını bilemiyorum, muhtemelen pek de sıkı takip etmediğim güncel olaylara üstü kapalı bir gönderme olsa gerek.

Ama bunu görmek, benim aklıma herkes tarafından az çok bilinen bu masalın, pek de bilinmeyen gerçek halini getirdi. Asıl olarak kökeni 1700′lü yılların Fransız köylerine dayanan masalın, o zamanın yoksul, açlıkla boğuşan, kapalı köy evlerinde, bitmek bilmez uzun kış gecelerinde anlatılan orijinal hali şöyleymiş bakın (Uyarı: İçinizi biraz kaldırabilir ve biraz iğrenç gelebilir, baştan söylemedi demeyin).

Kırmızı başlıklı kızBir zamanlar, annesi küçük bir kızdan büyükannesine süt ve ekmek götürmesini istemiş. Kız, süt ve ekmeği almış ormanda yürürken bir kurtla karşılaşmış. Kurt, küçük kıza nereye gittiğini sormuş.

“Büyükannemin evine,” diye yanıtlamış kız.

“Hangi yoldan gideceksin, üzerinde raptiyelerin olduğu yoldan mı, yoksa iğnelerin olduğu yoldan mı?” diye sormuş kurt.

“İğnelerin olduğu yoldan.”

Bunu duyan kurt, raptiyelerin olduğu yoldan giderek, büyükannenin evine kızdan önce varmış. Kızın büyükannesini öldürmüş, kanını bir şişeye doldurmuş, etlerini ise ince ince dilimleyerek bir tepsinin üzerine yaymış. Daha sonra, büyükannenin kıyafetlerini giymiş ve yatağına girerek küçük kızı beklemeye başlamış.

“Tak, tak, tak.”

“İçeri gel, küçük yavrum.”

“Merhaba, büyükanne. Sana biraz süt ve ekmek getirdim.”

“Sen kendine de yiyecek birşeyler al, kızım. Bak şuradaki kilerde et ve şarap var.”

Ve böylece küçük kız kendine teklif edilenleri yemiş ve o bunları yerken evdeki küçük bir kedi de “Pis sürtük! Büyükannenin etini yiyor ve kanını içiyorsun” der dururmuş.

Kız yemeğini bitirdikten sonra kurt kıza “Şimdi elbiselerini çıkar ve benim yanıma gel” demiş.

“Çıkardığım elbiselerimi nereye koyayım?”

“Hepsini ateşe atabilirsin, onlara ihtiyacın olmayacak bir daha.”

Elbiselerinin her bir parçasını çıkarırken, (yeleğini, eteğini, çoraplarını vb) kız aynı soruyu tekrar sormuş kurda ve kurt da her seferinde aynı cevabı vermiş, “Ateşe atabilirsin hepsini, onlara ihtiyacın olmayacak bir daha”.

Daha sonra kız yatağa kurdun yanına yatmış ve “Büyükanne! Ne kadar da tüylüsün böyle!” demiş.

“Kendimi daha sıcak tutabilmek için, güzel kızım.”

“Büyükanne, ne kadar da büyük omuzların var!”

“Yakmak için odunları daha iyi taşıyabilmek için, güzel kızım.”

“Büyükanne, ne kadar da uzun tırnakların var!”

“Daha iyi kaşınabilmek için, güzel kızım.”

Kız son olarak “Büyükanne, dişlerin ne kadar da büyük!” dedikten sonra, kurt da;

“Seni daha rahat yiyebilmek için, güzel kızım”.

demiş ve kızı yemiş.

Bu masal da böylece sona ermiş.

2 Responses to Kırmızı başlıklı kızın “gerçek” hikayesi

  1. aysen says:

    bu sonucta bı hıkaye ne kadr dogrudur bilemeyız

  2. umido says:

    Bu da orjinal masal degil… Orjinal masal ensest bir tecavüzü içermektedir. Oradaki iğrençlik insan eti yenmesi değil, o kıza tecavüz edilmesidir!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Stop Copying Plugin made by VLC Media Player