İnsanlar, bazen -hatta çoğu zaman- yaratıcılığın kökenlerini ararken, bilimsel araştırmalardan ziyade, tarihte büyük ve önemli paradigma değişimlerine yol açmış, o güne kadar duyulmamış kavramları tüm insanlığa kabul ettirmiş insanların hayat hikayelerinden de dersler çıkarmaya çalışır. Gidip onların yaşadıkları şehirleri, hatta duruyorsa evlerini ziyaret eder, biyografilerini falan didik didik okurlar.

Amaç, bu insanları kişiliklerinden, günlük hayatlarındaki davranışlarından ve çeşitli konulardaki görüşlerinden yola çıkarak, onların düşünce biçimini çözmek, bu şekilde onları yeni şeyler yaratmaya iten motivleri bulmaktır.

Ne yazık ki çoğu zaman beyhude kalan bu çabalar, zaten çoğu zaman bilimden çok magazinin kapsamı içine girer. Ve bu da doğaldır;  o insanların hayatlarının merak edilmesi bahsettiğim sebeplerden ötürü insani bir içgüdüdür belki de… Öte yandan da, bunun tamamen bilimsellikten uzak bir yaklaşım olduğunu da söyleyemeyiz, zira otizmin belirli alanlarda “büyük” eserler yaratmak için zaman zaman faydalı olabileceği de öne sürülmüştür. Ancak, bu ayrıntılı ve üzerinde dikkatle durulması gereken, eğilip bükülmeye çok müsait bir konu olduğu için, başka bir yazıda değineceğim.

Lafı çok da uzatmayayım, ben de dedim ki tarihte yaşamış bazı büyük düşünür ve bilim adamlarının hayat hikayelerine ilişkin küçük anektodlara sitede yer vereyim de milletimiz de az çok tanısın onları. Meraklısı zaten benden iyi biliyordur, onlar da görürlerse yanlışlarımı düzeltsinler.

Bu kapsamda, ilk örneğimiz bugüne kadar yaşamış en büyük felsefecilerden (ben düşünür demeyi tercih ederim genelde) Immanuel Kant olacak. Onu kısaca tanıtıp, daha sonra da rahmetlinin huyundan suyundan şöyle bir bahsedeceğim.

Immanuel Kant (1724 – 1804)

Immanuel Kant'ın vesikalık resmi Geç aydınlanmacı akımın en önemli düşünürü olan Kant, felsefenin metafizik dalında çalışmış ve nihai hakikate dair bilgiye ulaşılıp ulaşılamayacağı ile bu hakikate ulaşma yolları üzerine eserler vermişti. Kant’ın hayatı üstüne en geniş biyografik çalışma Manfred Kuehn’n yazdığı “Kant” ismini taşıyan biyografidir. Bunun yanında, Michael Fitzgerald’ın “The Genesis of Artistic Creativity” isimli kitabında da bu konuya dair bilgiler bulunmaktadır.

Kişilik özellikleri ve ilginç davranışları

  • Kant, küçük yaşta dahi okul hayatını bir tür kölelik olarak görmüş ve bir zulüm dönemi olarak nitelendirmişti.
  • Hiç bir zaman kendine empoze ettiği rutinin dışına çıkmamaya özen gösterir, neredeyse bir makine gibi hayatını sürdürürdü. Her türlü değişiklik, onun yararına olacağını sezse bile, onu rahatsız ederdi.
  • Kendi fikirlerine karşı çıkılmasına karşı son derece sert tepki verir, tahammülsüz bir tavır sergilerdi.
  • Kant, ancak kendisine eşit gördüğü insanlarla canlı ve içten bir sohbet içine girer, kendine özgü şakalar yapardı.
  • İnsanın ancak kırk yaşında gerçek olgunluğa ulaşabileceğine inanırdı.
  • Hayatı boyunca endişe (anksiyete) ve depresyon belirtileri göstermiştir. Sesten inanılmaz derecede rahatsız olur ve bulunduğu ortamın tamamen sessiz olmasını talep ederdi. Bir çok maddeye karşı alerjik reaksiyona sahipti.
  • Seyahat etmek bir yana, yaşadığı şehrin biraz dışına çıkmaktan dahi hoşlanmazdı.

Hikayeler, sözleri ve anektodlar

Aşağıdaki bilgilerin bir kısmı bazılarınıza biraz acayip, hatta ciddi ciddi deli saçması gibi gelebilir ve yadırgayabilirsiniz, ancak iki unsuru göz önünde tutmanızı rica ediyorum. Birincisi, bu adamcağız 200 yıl önce ölüp gitmiş ve fikirlerini değerlendirirken yaşadığı döneme göre değerlendirme yapmak gerekebilir. İkincisi ise, evet gerçekten bunların bir kısmı çok acayip düşünce ve davranışlar.

  • Immanuel Kant, hayatı boyunca kimseye borç para vermemiş ya da bağışta bulunmamıştır; kendisinin bunun için fazla egoist olduğunu söylediği rivayet edilmektedir.
  • Komşularının saatlerini onun her gün öğleden sonra 15:30′da çıktığı düzenli yürüyüşlere bakarak ayarladığı yaygın olarak anlatılan bir hikayedir (yani ünlük takviminden o denli şaşmazmış). Mevsim ne olursa olsun, bir dakika sekmeden evinden çıkar, evinin üzerinde bulunduğu caddeyi sekiz kez gidip gelirmiş.
  • Gençlik yıllarında evlenmeyi düşünmüş, ancak bunun getireceği gelir ve giderleri kıyaslayarak bu planını her zaman ertelemiştir. Sonuçta hiç evlenmemiştir.
  • Yaşlılık zamanlarında kendisine bakıcılık eden kız kardeşine onunla aynı masada yemek yemesi için izin vermediği bilinmektedir (muhtemelen kız kardeşinin kendisinden daha az eğitimli olmasından dolayı).
  • Bir yazısından: “Bir kadın bir erkeğin yüreğini daraltır. İnsanın bir arkadaşının evlenmesi her zaman için o arkadaşın kaybedildiği anlamına gelir.”
  • Kant, kendisini dünyanın gelmiş geçmiş en kötü öğretmeni olarak görürdü. Zaten üniversitede ders vermeye başladıktan bir süre sonra öğrencileriyle ilişkisini tamamen kesmiştir (öğrencilerinin de pek bir şey anlamadığı derslerine girip çıkmak dışında).

Kant hakkında daha geniş bilgiye ulaşmak isteyebilecek arkadaşlar için şu kaynaklar yararlı olacaktır:

- Kant: A Very Short Introduction

- Kant: A Biography

- Basic Writings of Kant (Modern Library Classics)

One Response to Immanuel Kant ne demiş, ne yapmış (ne yemiş, ne içmiş)?

  1. F.Gokhan says:

    Bu güzel bilgiler için teşekkür ederim. Çok ilginç bir adammış bir de tavsiye de bulunsam yazılarında bazı kelimeleri kalın yapsan daha güzel olacak.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Stop Copying Plugin made by VLC Media Player